Büşra Ünlü

Büşra Ünlü

30 Kasım 2022 Çarşamba

MAKROEKONOMİ

MAKROEKONOMİ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

● Enflasyon : Fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışını ifade eden bir durumdur.
● Stagflasyon : Ekonomide hem durgunluk hem de enflasyonun aynı anda yaşandığı durumdur.
● Resesyon : Ekonominin üst üste 2 çeyrek negatif büyüme göstermesi resesyon olarak adlandırılır.

Bundan sonraki süreçte bu ekonomik tabirleri çok fazla duyacağız.
Tüm dünyada yaşanan pandemi,ülkelerin sağlık altyapılarına zarar verdiği kadar ülke ekonomilerinde de ciddi hasarlar bıraktı.İşin kötü tarafı bu hasar kısa süre içerisinde telefi edilecek cinsten değil.Pandemi sürecinde ülkeler sağlık altyapılarının çökmesini önlemek için kısıtlamalar uyguladılar.Kısıtlı çalışma saatleri ve hatta evden çalışma,kafe-restoranların belli saatlerde açık kalması v.b. gibi sosyal yaşamı sınırlandıran tedbirler aldılar.Tabi bu durum kimi ülkelerde daha sıkı uygulandı kimi ülkelerde gevşek,kimi ülkeler ise hiçbir şey yokmuş gibi hayatlarına devam etti. Aşının bulunması ile birlikte, öncelikli zengin ülkeler aşıya hızlıca ulaşmak suretiyle halkın büyük çoğunluğunu aşılamayı başardılar ve aşı bağışıklığının kazanılması akabinde kısıtlamaları gevşettiler.
İşte bu noktada eve kapanan halk hızlıca tüketime yöneldi,üretim yapamayan veya sınırlı üretim yapabilen fabrikalar gelen yüklü talebi karşılamak için üretim kapasitelerini artırdılar ve hammadde arayışına giriştiler.Dünyanın hammadde merkezi olan Çin ise hala kovid önlemlerini gevşetmemişti.Bu sefer dünyada bir hammadde bulunabilirlik krizi patlak verdi,bu duruma konteyner fiyatlarının görülmedik seviyelere çıkması eşlik etti.İnsanlar mallarını taşımak için konteyner bulamadı. Tüm bu talep patlaması, tabii ki enflasyonu getirdi.
Burada yeni bir dilemma ( ikilem ) ortaya çıktı.

1) Enflasyon geliyor hemen faizleri artırmamız lazım
2) Henüz enflasyon hızı yüksek değil,faizleri artırmakta acele etmeyelim.

Şimdi bu iki görüşün de ekonomik temeli var. Şöyle ki ; enflasyon geliyor diye hemen faizleri artırırsa, ekonomik aktivite yavaşlar ve pandemi den çıkan ekonomi tekrar durgunluğa girebilir. Faizleri hemen artırmaz ise,o zaman enflasyon yerleşir ve enflasyonu tekrar hedefe çekmek çok daha zorlaşabilir.

Dünyanın en büyük ekonomisine ( 22 trilyon dolar ) sahip olan ABD ve bazı gelişmiş ülkeler ( Birleşik Krallık,Norveç,Yeni Zelanda ve Kanada ) enflasyon belasını görüp bu duruma hızlıca faiz artışı ile cevap verdiler. AB ise daha yavaş davranarak AB içerisinde ki ekonomisi zayıf ülkelerin biraz daha toparlanmasını bekledi,en azından ben öyle düşünüyorum.

DOĞRU OLAN ?
Bugün ülkelerin ekonomik aktivitelerine baktığımızda görüyoruz ki günün kazananı faizleri hızla yukarı çeken ABD oldu. İşsizlik,saatlik ücretler,tarım dışı istihdam gibi gösterge niteliğindeki verilere bakarak yapılan hamlenin işe yaradığını görebiliyoruz.ABD’nin uyguladığı politikaları baz almak suretiyle yöntemlerini belirleyen ülkeler de, ilk merkez bankası toplantılarında faizleri artırdılar. AB ise,faiz artırım patikasına geç girmesiyle enflasyona önlem almakta gecikti ve beklenen o ki derin bir resesyon yaşayabilir. Bugün hala faiz artırmaya devam eden çok fazla ülke var.

ÇİN
Çin, kovid vakasının çıktığı yer ve bu tür salgınlarla mücadele etmesi en zor ülke konumunda. Çünkü sahip olduğu 1,4 milyar nüfus ile sağlık altyapısını dinç tutmak, aşı bağışıklığı sağlamak,kısıtlama uygulamak v.s. konuları nüfus yoğunluğu düşük ülkelere göre çok daha zor. Bir de sağlık altyapısı ABD’nin 1/7’si. Nüfusa oranla sağlık altyapısı oldukça yetersiz. Pandeminin başından itibaren ‘’sıfır vaka’’ politikası izleyen Çin,bir noktada başarılı olduğu ( eğer açıklamaları doğru ise ) söylenebilir. Lakin,milyonlarca insan statlarda dünya kupası heyecanı yaşar iken,Çin’in yine kovid ile ciddi şekilde başı dertte.Günlük vaka sayılarının 40 bin seviyesine çıkması ile birlikte sert kapanma önlemleri alması gündemde. Konu Çin değil de başka bir ülke olsa kapanma önlemi alması dünya düzenini çok etkilemez ama Çin dediğiniz zaman daha başka şeyler konuşmamız gerekebilir.
Çin,dünyanın en büyük 2. ( 15 trilyon dolar ) ekonomisi. Daha önemlisi dünyanın üretim merkezi,hammadde deposu. Şimdi bu ülkede yaşanacak bir kapanma sonrası oluşacak üretim kayıplarını diğer ülkelerin telafi etme şansı yok,en azından şu aşamada yok. Bu yüzden sert kovid politikalarının uygulanması yeni bir enflasyon dalgası getirebilir.İzleyeceğiz.

EMTİA PİYASALARI
Pandemi sonrası gelen olağanüstü talep ve ülkelerin uyguladığı gevşek para politikaları sebebiyle tavan yapan emtia piyasaları, sonrasında sert geri çekilmeler yaşadı. Neden böyle oldu ?

İlk önce gevşek para politikası uygulandı ve faizlerin düşük olması sebebiyle net getiri arayışında olan büyük fonlar,emtia borsalarına giriş yaptılar.Bu milyon dolarlık fonların emtia piyasalarında pozisyon almaları ile birlikte başta soya,palm yağı ve buğday olmak üzere tüm emtialar tarihi zirvelerini yaşadı.

Gelen sert enflasyon dalgasına önlem almak amacıyla ülkelerin faiz artışı döngüsüne girmesiyle birlikte,enflasyon belasından kendilerini korumak isteyen bu fonlar hızlıca emtia piyasalarından çıkıp güvenli varlık arayışına geçtiler ve tabii ki tüm dünya için güvenli varlık deyince ilk akla gelen ABD doları ve ABD 10 yıllıklarına geçiş yaptılar.

Emtia borsalarının hareketlerine bakmak suretiyle,olayı salt biçimde gıda kıtlığı var veya yok olarak değerlendirdiğinizde yanılgıya düşme ihtimaliniz yüksek. Çünkü emtia piyasalarında yapılan her kontrat fiilen çekilmiyor,çoğu kağıt üstünde,yani beklenen değere ulaştığı an satılıyor.Kimileri de manipülasyon yapmak için pozisyon alıyor.Yurtdışında tarımsal emtialar düşüyor gibi cümleleri ülkemizde de çok kez duyduğum için detaylı yazma gereği hissettim.Daha önce de yazdım yine yazıyorum: Eskiden olduğu gibi gıdaya ulaşım kolay olmayacak,ucuz hiç olmayacak…

TÜRKİYE
Ülkemiz için çok fazla şey söylemek istiyorum ama maalesef öngörülemezlik söylenecekleri de kısıtlıyor.
Son dönemde AB iki kez sıkıntılı süreç yaşadı

1) Kovid ile birlikte Çin’e olan bağımlılığın sürdürülemez olduğunu anladı
2) Rusya/Ukrayna krizi.

Artık AB Çin merkezli bir politika izlemek istemiyor. Çünkü çok ciddi hasar aldı. Yeni yerler yeni merkezler bulmaları şart. Bakıyoruz potansiyeli en yüksek ülke konumunda yine Türkiye var. Epistemolojik kopuştan bahsetmekten ziyade,elle tutulur bir şeyler söylemeliyiz ki bu yatırımlar bize gelsin.

Bakınız tüm dünya faiz artırıyor ve bunu enflasyonla mücadele için yapıyor.Bunun kısa vadede başka çaresi yok.Enflasyon ile mücadelede para politikası ve maliye politikası araçlarını kullanırsınız. Para politikasının da birinci enstrümanı faizdir. Uzun vadede kendi kendine yeterlilik oranını artırabilirsen,zaten enflasyon diye bir şey hayatında olmaz.

Bir diğer konu ise ;Türkiye hiçbir zaman talep enflasyonu yaşamamıştır,Türkiye maliyet enflasyonu yaşıyor. Sorun tüketmek değil,tükettiğimizi üretmek için aldığımız hammaddelerin pahalanması.Bunu aşmak için ise tek seçenek üretmek.Yani tarım… Sanırım kuru sabit tutmak bir enflasyon ile mücadele yöntemi olarak görülüyor.
Başarılı olup olmayacağını bize ilerleyen günler gösterecek.

Yukarıda yer alan grafik yıllık üretici fiyatlarındaki değişimi gösteriyor. Görüyorsunuz ki artmaya devam ediyor. Üretici fiyatlarının düşmediği bir ortamda tüketici fiyatlarının düşmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz. Bakınız üretici fiyatlarında yaşanan gelişmeler(artışlar veya azalışlar) tüketici fiyatlarına gecikmeli yansır. Yani bu grafik yukarıya doğru gittikçe tüketici enflasyonunda bir geri çekilme ( baz etkisi hariç ) olması teknik olarak mümkün değil. Bu grafik yönünü aşağıya çevirse bile, biz hala tüketici enflasyonu artış hızında ani bir durulma görmeyeceğiz, ancak bir müddet sonra tüketici enflasyonu artış hızı yavaşlayabilecek.

Enflasyonu en yüksek ülkeler :

Sahip olduğunuz değeri etkin bir şekilde kullanabilirseniz gelişirsiniz, yoksa 3. sınıf ülkeler ile aynı klasmanda değerlendirmeye alırlar.

Devamını Oku

VESVESE VE TAKINTILAR

VESVESE VE TAKINTILAR
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir kimse elinde olmadan aklımdan geçen dine aykırı düşüncelerden sorumlu mudur? Özellikle takıntı haline dönüşüp de Kur’an, Allah, Peygamber, ahiret, melek gibi kutsal değerlere saygısızlığa Varan uğraştırdıkça daha da artan bu düşüncelerden nasıl kurtulabilir?
Kişinin zihninden uzaklaştıramazlığı düşünce ve dürtüler; kuruntu, takıntı, saplantı kavramları ile ifade edilir. Zihinde oluşan bu takıntılar, İslami literatürde vesvese olarak isimlendirilir. Kısaca vesvese, “şeytanın insanı bir takım kötü düşüncelerle meşgul etmesi” olarak tanımlanır. İnsanoğlunu kötülüğe davet eden şeytan, kötü bir iş yapılması, iyi bir işin terk edilmesi veya geciktirilmesi ya da eksik yapılması için onu kışkırtmaya, aklını sevmeye çalışır. Nefsin bitmek bilmeyen arzularına, hatta insanın ayağını kaydıran kötü emellerine uyması için onunla uğraşır.
Vesvese kelimesi Kur’an’da 4 yerde geçmektedir bir ayette vesvesecinin şerrinden Allah’a sığınılması emredilmiş bir başka ayette ise şeytanın Hz Adem ile eşinin Cennetten vesvese yoluyla çıkardığı bildirilerek bu konuda müminlerin duyarlı olmaları istenmiştir Hz Peygamber de müminlere vesvese ile hareket etmemelerini tavsiye etmiş vesvesenin dini hukuki bir hüküm doğurmayacağını bildirmiş mesela vesvese ile hareket edenin talakını boşamasını geçerli sayılmamıştır.

Vesvese sistemli bir zihin faaliyetine dayanmayan, zaman zaman kendiliğinden beliriveren, hayal türü psikolojik bir olaydır. Vesvesede aşırılık bazen insanın mükemmeliyetçi yapısından ve aldığı yanlış terbiyeden, bazen de vesveseye yakın oluşundan kaynaklanabilir. Tedavi edilmedikleri sürece sıkıntı ve huzursuzluğa düşerler. Bununla da kalmaz bu huzursuzluk hali, kişinin gündelik yaşamını ve davranışlarını olumsuz yönde etkiler. Çünkü vesvese, yapılmaması gereken konuları akla getirir ve yapılması gerekenlerle uğraşacak vakit bırakmaz.
Vesvese ve takıntı, değişik alanlarda ortaya çıkar. Bu alanlardan birisi de “din” ile ilişkili konulardır. Vesveseli kişiler, inanç ve görüşlerine tam karşıt bir biçimde ve sıkıntı meydana getirecek şekilde dini içerikli takıntılı düşüncelerden kendilerini alıkoyamazlar. Sözgelimi böyle bir kişi düşünelim. Tam namaza durmuş ve secdeye varmıştır. O esnada “acaba Allah var mı?”ya da “ölüm ötesi bir hayat var mı?” gibi kendi kendisiyle çelişecek düşünceler geçmeye başlar. Bunun üzerine kendi kendine “Ben dinden imandan uzak bir kimse miyim de bütün bunlar benim aklıma geliyor, ettiğim ibadetler hep boşa mı gidiyor?” diye sormaya başlar. Gittikçe bu düşünceler yoğunlaşır, ağırlaşır, taşınamaz hale gelir, hayalinden geçirdiği bu düşünceleri susturamadıkça, onları fiili bir hale getirmenin, mesela namazı bırakmanın yollarını zorlar.
Vesvese tedavi edilemeyecek psikolojik bir rahatsızlık değildir. Allah karşısında ahlaki bir sorumluluk duygusuna sahip olan kişilerde bu etki kısa zamanda işlemez duruma getirilebilir. Kur’an’daki şu ayet bunu açıkça ortaya koymaktadır. “Takvaya erenler Allah karşısında hassas bir sorumluluk duygusuna sahip olanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah’ı anarlar ve gerçeği görürler.” Takıntılı kişilerin tedavilerinden amaç, rahatsızlık veren düşüncenin oluştuğu kaynağı kurutmak ve oluşturduğu kaygıyı söndürmektir. Davranış tedavisinde kişiye sanal düşünce ile reel gerçeklik arasındaki fark telkin yoluyla hissettirilir.
Vesvese dini bir alana dairse, vesvese sahibine sunulacak olan manevi danışmanlık ve rehberliğin önemi büyüktür. Kötülük ya da inkar cinsinden bir şeyi hayal etmenin, onu işlemek gibi olmadığı hatta aklından kötülük geçse de onu işlememenin ayrıca sevap kazandırdığı gibi ümit veren destekler kişinin toparlanmasına yardım eder. İnançlarımızla çelişen bu tür evham ve düşünceler, aslında insanın kalbine vesvese veren şeytanın desiselerindendir. Nitekim kur’an-ı Kerim’de şeytanın İnsanlara; ” sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından yanaştığından; kötülükleri güzel gösterdiğinden, boş kuruntular ve yalancı vaatlerde bulunduğundan, Allah’ın emirlerini çiğnemeye, haram işlemeye teşvik ettiğinden ve vesvese verdiği hile ve tuzaklar kurduğundan” bahsedilir. Vesvese sorunu yaşayan kimselerin bunu fark etmesi bir anlamda şeytanla başa çıkma yollarını öğrenmesi gayet önemli bir basamaktır.
Şeytan bir kötülük odağıdır. Bütün hedefi insanı, Allah’a ve onun gönderdiği değerler sistemine yabancılaştırmak, inanç konularında şüphe ve tereddüde sürükleyecek sorular telkin ederek onu şaşırtmaktır. Bu soruların tuzak olarak en tehlikeli olanını bizzat Allah Resulü şöyle haber vermiştir. “Şeytan sizden birinize gelerek filan ve filan şeyi kim yarattı?” der. O kişi “Allah yarattı!” deyince “Peki, Allah’ı kim yarattı?” der. İş bu dereceye varınca O kimse hemen Allah’a sığınsın ve o düşünceden uzaklaşsın.” bazı hadislerde böyle bir durumda kişinin, “Allah’a iman ettim.” demesi de tavsiye edilmektedir. Vesveseye düşen kişilerin, içlerinde bir sesin fısıldadığını söyledikleri küfür ve inkar ifadeleri, o kişilerin imanlarına ve dinlerine zarar vermez. Zira Yüce Allah, kullarını güçleri ile orantılı olarak sorumlu tutmuştur. Güç yetirilemeyen şeylerden sorumlu değiliz. Bir gün Hz. Peygamber’e (S.A.V.) sahabeden bir grup gelerek şöyle demişlerdi. “Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor. Normalde bunu söylemenin günah olacağı kanaatindeyiz.” Hz. Peygamber “Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?” diye sormuş oradakiler, “Evet.” deyince “İşte bu korku imandandır.” buyurmuştur. Bir başka hadis-i şerifte de “Allahu Teala içlerinden geçen fena şeylerle amel etmedikçe veya onu konuşmadıkça bunlar yüzünden ümmetimi hesaba çekmeyecektir.” buyurulmaktadır.

Resulullah’ın açıkça ifade ettiği gibi, şeytanın insana fısıldadığı inkar düşüncesi ağızdan çıkan bir söze ya da uygulamaya dönüşmedikçe kişiye bir sorumluluk yoktur. Aslında şeytanın insanın hayaline getirdiği tasavvurların anlamsızlığı şu örneğe benzer. Aynadaki yılanın görüntüsü insanı ısırır mı? Ekranda görünen bir ateş insanı yakar mı? Elbette cevabımız “Hayır!”olacaktır. Aynı şekilde insanın zihnine gelen ve dini değerleri inkarı düşündüren takıntılar da söze dönüşmedikçe kişinin itikadını bozmaz ve imanını ortadan kaldırmaz. Yine bu konuyla ilgili şöyle bir misal de verilebilir. Uyurken rüyasında adam öldürdüğünü gören bir kimsenin uyanınca karakola gidip kendisini ihbar ettiğini düşünelim. Bu adama polisler ne der? Galiba aklını kaçırmışsın. Sen rüyada görülen bir şey hayalden ibarettir ve bunun bir gerçekliği yoktur. İşte bunun gibi her ne kadar zihnimizi kötü düşünceden arındırmamız ve aklımızı kötülükten uzak tutmamız gerekiyorsa da elimizde olmadan aklımıza gelen kötü sözler ya da fiiller bizi küfre düşürmez. Hayal etmek nasıl hüküm değilse hayalden geçen şeyler de hüküm değildir.
Acaba zihnimize gelen ve bizi rahatsız eden vesvese, saplantı ve takıntılardan nasıl kurtulacağız?
Vesveseden kurtulmanın ilk adımı istiaze ile yani Euzu besmele çekerek, samimiyet içinde Allah’ı anmak, şeytandan Allah’a sığınmaktır. Çünkü Kur’an’da şeytanın vesvese ve tuzaklarından kurtulmak için Allah’a sığınmak gerektiği bildirilmiştir. Bizler de “kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.” cümlesini dilimizden eksik etmeyeceğiz.
2. adım ise; kişinin isteği dışında içinden geçen, ama kalbinin onaylamadığı düşüncelerin kendi inanç ve düşünceleri olmadığını bilip, kötümserlik, endişe ve korkudan uzak durmasıdır. Kendini vesvesenin akışına bırakmak yerine dirayetli ve kararlı davranmaya gayret etmek önemlidir. Kuruntu ve evhamlar gerçeklik algımızı bozarak hayatımızı felç etmeden önce uzman desteği almak, hem psikologların yardımını hem de manevi danışmanların desteği ile toparlanmak en doğru karardır. Ayrıca vesveseye kapılan kimseler İslam dininin kolaylık dini olduğunu, Allah’ın kulları için zorluk değil, kolaylık dilediğini bilmeli ve ibadet hayatlarını ara vermeden devam etmelidir. Tedavinin yanı sıra Allah ile bağımızı güçlendirmek ona duyduğumuz güveni ve sevgiyi pekiştirmek, daima dua ve niyazla ondan destek almak şüphesiz en etkili çaredir.
Rabbim şeytanın vesvesesinden, şerrinden; şeytanlaşmış insanımsı varlıkların kötülüklerinden bizleri muhafaza eylesin

Devamını Oku

BAŞKAN ALTAY: “AKYOKUŞ KASRI YENiDEN KONYA’NIN CAZİBE MERKEZİ OLACAK”

BAŞKAN ALTAY: “AKYOKUŞ KASRI YENiDEN KONYA’NIN CAZİBE MERKEZİ OLACAK”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi’nin Akyokuş bölgesinde yapımını sürdürdüğü Akyokuş Kasrı inşaatında incelemelerde bulundu. Mimarisiyle Türkiye için önemli bir eser olacak Akyokuş Kasrı’nın 11 bin 500 metrekare alanda; restoranları, kafeteryaları, çocuk alanları ve çevre düzenlemesiyle Konya’nın tekrar yeni cazibe merkezlerinden birisi olacağını belirten Başkan Altay, “Böylece Konya’nın siluetine de etki etmiş olacak. İnşallah bahar aylarıyla birlikte bitireceğimiz bina tüm Konya’ya ve şehrimize gelen tüm misafirlerimize hizmet etmeye devam edecek.” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılacak ve mimarisiyle şehrin siluetine etki edecek Akyokuş Kasrı tüm hızıyla yükseliyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Akyokuş bölgesinde yapımı devam eden Akyokuş Kasrı’nın inşaatında incelemelerde bulundu. “TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR ESER OLACAK” Konya’nın en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Akyokuş’taki inşaat çalışmalarının tüm hızıyla sürdüğünü ifade eden Başkan Altay, “Buradaki restoran artık Konya’mıza hizmet edemez hale gelmişti. Şimdi Konya’ya örnek, mimarisiyle tüm Türkiye için önemli bir eser olacak Akyokuş Kasrı’mızın inşaatı sürüyor. 11 bin 500 metrekare alanda; restoran alanlarımız, kafeteryalarımız, çocuk alanları ve çevre düzeniyle Konya’nın tekrar yeni cazibe merkezlerinden birisi olacak.” diye konuştu. “KONYA’NIN SİLUETİNE DE ETKİ ETMİŞ OLACAK” Konya’nın her yerinden gözükebilecek güzel bir mimariyle Akyokuş Kasrı’nı inşa ettiklerini belirten Başkan Altay, “Böylece Konya’nın siluetine de etki etmiş olacak. İnşallah bahar aylarıyla birlikte bitireceğimiz bina tüm Konya’ya ve şehrimize gelen tüm misafirlerimize hizmet etmeye devam edecek. Konya mutfağının en güzel örneklerini Akyokuş Restoranımızda bugüne kadar vermiştik. Bundan sonra da inşallah Konya’ya gelen tüm misafirlerimizi yenilenmiş binamızda, Akyokuş Kasrı’nda ağırlamayı hedefliyoruz. Yaklaşık 150 milyon liraya mal olacak. Şu ana kadar yüzde 50 aşmaya gelmiş durumdayız. İnşallah en kısa sürede tamamlamayı arzu ediyoruz. Hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. B.BAYRAM

Devamını Oku

ŞEYH ŞAMİL CADDESİ’NDEKİ SICAK ASFALT ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI

ŞEYH ŞAMİL CADDESİ’NDEKİ SICAK ASFALT ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Asfalt faaliyetlerinde yoğun geçen bir sezonun ardından Çumra’da Şeyh Şamil Caddesi’de sıcak asfalta kavuştu.
Çumra’da sıcak asfalt çalışmaları bu yıl planlı bir şekilde tamamlandı. İlçe merkezinde ve mahallelerde gerçekleştirilen sıcak asfalt çalışmalarıyla kilitli parke taşı serili birçok cadde prestij cadde görünümüne kavuştu. En son Şeyh Şamil Caddesi’de, altyapı çalışmalarının ardından sıcak asfalt seriminin tamamlanması ile modern bir görünüme büründü. Asfalt faaliyetlerinde bereketli bir sezon geçirdiklerini kaydeden Çumra Belediye Başkanı Recep Candan, Konya Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa yapılan modern alt ve üstyapı yatırımları sonucunda bu imkanları ilçe halkı ile buluşturmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
İlçenin tamamında yoğun tempo ile çalışmaların sürdüğünü ifade eden Başkan Candan konuya ilişkin yaptığı açıklamada yürütülen altyapı ve asfalt yatırımları ile önceden belirlenen hedeflerin birer birer gerçekleştirildiğini söyledi. Candan; “Her geçen yıl hedeflerimizin üzerine koyarak gerçekleştirildiğimiz yatırımlarımızı ilçe halkımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Hemşehrilerimiz için modern fiziki alt ve üst yapıyı oluşturmak ve onların yaşam kalitesine katkı sağlamak amacıyla verimli bir sezon geçirdik Elhamdülillah… İlçe merkezimizde birçok cadde ve sokağımız sıcak asfalt imkanına kavuştu. Merkez dışında da hemşehrilerimizin daha kaliteli yollara kavuşturmak için seferber olduk ve asfalt çalışmalarımız planlı bir şekilde gerçekleşti. En son Şeyh Şamil caddemizde KOSKİ ve Belediyemiz tarafından yapılan alt yapı çalışmaları ve Konya Büyükşehir Belediyemizce yapımı tamamlanan sıcak asfalt serimiyle daha modern bir görünüm kazandı. Çumra’mızın modern ve daha yaşanabilir bir şehir olmasında sıcak asfalt faaliyetlerinin etkisi çok önemliydi. Bu güzel yatırımların gerçekleşmesinde Konya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Uğur İbrahim Altay ve ekibine şükranlarımı arz ediyorum. Büyükşehir Belediyemizin büyük katkıları olmasa bu güzel yatırımları elbette gerçekleştiremezdik. Önümüzdeki yıllarda birlikte yapacağımız nice güzel hizmetleri ilçemize kazandırmayı arzu ediyoruz. Bu çalışma sezonunda esnaf ve vatandaşlarımızın gösterdiği hoşgörüye ayrıca teşekkür ediyoruz. Çumra’mıza hayırlı olsun’ ifadelerini kullandı. A.ARAN

Devamını Oku

ÇİFTÇİNİN HUBUBAT EKİM MESAİSİ BAŞLADI

ÇİFTÇİNİN HUBUBAT EKİM MESAİSİ BAŞLADI
0

BEĞENDİM

ABONE OL

ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI KONYA ŞUBE BAŞKANI BURAK KIRKGÖZ:
“GEÇEN SENEYE ORANLA HUBUBATIN EKİLİŞ ALANLARINDA BİRAZ ARTIŞ BEKLİYORUZ”

Türkiye’nin hububat üretimiyle ön plana çıkan Konya Ovası’nda çiftçiler, tohumlarını toprakla buluşturmak için harekete geçti.

Konya’nın sahip olduğu geniş tarım arazilerinde başta buğday ve arpa olmak üzere çeşitli ürünler yetiştiren, 2021 yılında yoğun kar yağışının etkisiyle artan verimden memnun olan çiftçi, yeni sezon için hazırlıklarına başladı.

Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Burak Kırkgöz, AA muhabirine, Konya’nın tahıl üretimiyle öne çıkan bir şehir olduğunu, Konyalı çiftçinin de büyük emeklerle burada ürün yetiştirdiğini söyledi.

Yaklaşık 2-3 hafta devam edecek hububat ekimleri için uygun iklim şartlarının oluştuğuna değinen Kırkgöz, “Tahıl ambarı olarak bildiğimiz Konya Ovası’nda çiftçilerimiz, hububat ekimlerine başlamış bulunmakta. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çiftçilerimize önerilerde bulunduk. Normalde ekime, ekim ayının 15’inde başlarlardı ve kasımın başına doğru ekim biterdi. Çiftçilerimize, iklim kaymasından kaynaklı olarak da bu yıl biraz daha geç yapmalarını söylemiştik. Kıraç alanlarda çiftçilerimiz yeni yeni ekimlerine başladı.” diye konuştu.
Kırkgöz, çiftçinin son yıllarda hububat veriminden memnun olduğunu belirterek, “Geçen seneye oranla hububatın ekiliş alanlarında biraz artış bekliyoruz. Geçtiğimiz dönemde açıklanan fiyat, buğdayda ve arpada çiftçiyi memnun edici seviyedeydi. Bu da bize bu yılki ekilişlerin biraz daha artacağını gösteriyor. İnşallah verimli bir sezon geçirmeyi temenni ediyoruz çünkü tarımsal üretimde en büyük girdi maliyetleri enerji. Bunun için de yağmur ve karın yağması gerekiyor. İnşallah bu dönemde geçen seneki gibi kar yağışının bol olduğu bir yıl geçiririz.” ifadelerini kullandı.

– Kar ve yağmurla verim arttı

Üretim ve verimlilikte 2021 ve 2022 yıllarını kıyaslayan Kırkgöz, şunları kaydetti:
“Geçen yıla oranla bu yıl ekiliş alanlarında biraz daralma olsa da Konya Ovası’nda hububattaki rekolte arttı. Bunda en büyük etken kar yağışıydı. Yaklaşık 843 bin ton civarında arpa üretimi vardı, 1 milyon 500 bin ton civarında da buğday üretimimiz vardı. Bu yıl baktığınız zaman 1 milyon 150 bin ton arpa üretimimiz, buğdayda da 1 milyon 950 bin ton civarında buğday üretimimiz oldu.”
Bu verim artışında kar ve yağmurun etken olduğunu belirten Kırkgöz, çiftçide bu sezon hububata yönelim gördüklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Mısır ve ayçiçeği alanları biraz daha hububat alanlarına kayacak gibi görünüyor. Çiftçi burada en çok buğdaydan kar ettiği için sulu alanlarda buğday ağırlıklı ekiliyor. Kıraç alanlarda da kıraca dayanıklılıktan kaynaklı arpa ekilişi biraz daha ön plana çıkıyor. Fiyatların bu seviyede kalması çiftçiyi umutlandırıyor. Önümüzdeki yıl TMO da inşallah yine aynı şekilde alım yapmaya devam ederse çiftçi önümüzdeki yıldan da umutlu olur. Burada fiyatın erken açıklanması, çiftçinin maliyeti de erkenden hesaplayarak yapmasına neden olacağı için, geçtiğimiz yıl olduğu gibi fiyatların erken açıklanması çiftçiyi biraz daha memnun edecek.”
Selçuklu ilçesi Tömek Mahallesi’nde çiftçilik yapan 32 yaşındaki Muammer Nur Koyuncu da yeni sezon için tarlasında arpa ve buğday ekimine başladığını belirterek, “Genç bir çiftçiyim. Doğdum doğalı çiftçiyim ama son 10-12 yıldır özellikle profesyonel olarak bu işi yapıyorum. Ağırlıklı olarak arpa, buğday olmak üzere mısır ve yonca ekiyorum. Bu yıl güzel bir ürün aldık. Fiyatların yüksek olması da bizi umutlandırdı. Ürünümüz de verim de güzeldi. Böyle olmasını, böyle devam etmesini temenni ediyoruz. Bugünlerde ekim mesaimiz başladı, ekmeye devam ediyoruz. Şu anda arpa ve buğday ekiyoruz.” diye konuştu. A.A

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.